Folk'u geleceğe ışınlayan portal
Folk'un yenilikçi dönüşümler geçirmeyi başardığı 2000'li yıllara geri dönüp baktığımızda, yeni albümü ‘Portal’ı yayınlayan Alexander Tucker'ın folk'un aşinalığını kendine has deneyselliğiyle yoğurduğunu daha açıkça görebileceğiz.
Küratörlüğünü Mogwai, Slint, Autechre ve Vincent Gallo gibi müzikteki efsanevi isimlerin üstlendiği All Tomorrow's Parties festival serisinin bir yandan da heyecan verici albümlere ev sahipliği yapan bir plak şirketi ayağı var: ATP Recordings. Daha önce Jackie-O Motherfucker ve Deerhoof gibi isimleri bizlerle tanıştıran ATP'nin bu seneki en güzel sürprizi Fuck Buttons oldu. Fuck Buttons heyecanı hala her yeri kasıp kavururken, bir de şimdilerde buradan üçüncü albümünü çıkaran Alexander Tucker var ki, ATP'nin folk tandansı için altın değerinde bir yerde duruyor. Zira Alexander Tucker alışılagelmiş folk formasyonlarını bir adım öteye taşıyarak deneysel bir akustiğe kucak açabilen nadir isimlerden biri.

Kendinden önce gelen Robbie Basho, John Fahey ve Sir Richard Bishop gibi folk gitar üstadlarının izinden yürürken, çağdaşları James Blackshaw ve Voice of the Seven Woods'la da benzer kulvarlarda ilerleyen Alexander Tucker, ‘Old Fog’ ve ‘Furrowed Brow’ albümlerinden sonra yeni albümü ‘Portal’ ile çıtayı iyiden iyiye yükseltiyor. Tucker belki de modern folk (veya daha yapmacık isimleriyle freak folk ve new weird America) camiasındaki en doğal ve elektronik prodüksiyon teknikleriyle en barışık isim olduğundan ötürü, ‘Portal'da psychedelic yollarda seyredip drone'lara sarılıyor olmanın yanı sıra, field recording'lerle de deneyselliğe aç kulakları zevkten dört köşe edebilecek bütünler oluşturuyor. Bu deneyselliğe rağmen ‘Portal’ yine de Alexander Tucker'ı daha geniş kitlelere ulaştırabilecek ve indie severleri de etkisi altına alabilecek kadar erişilebilir, içindeki parçalara eşlik etmesi keyifli bir albüm.

Gitarını özgürce tıngırdatıp binlerce kez duyduğumuz gitar müziklerinden sıyrılabilecek orijinallikte parçalar yaratabilmek her yiğidin harcı değil; Alexander Tucker da ustası haline geldiği enstrümanın hakkını vermeyi başarıyor. Tucker'ın kompozisyonları folk'un aşinalığının sınırlarında gezinirken doğaçlamayı andıran, alıp başını özgürce uçan özelliklerden de besleniyor. Ayırt edilebilir kimliğinin en belirgin unsurlarından biri de, yer yer egzantrikliğe kaçan ama kesinlikle hiçbir zaman yapmacıklık barındırmayan ince vokalleri; ‘Portal'da da bu durum iyice ortaya dökülüp Tucker'ı singer-songwriter sınıfına sokuyor ve Devendra Banhart, Six Organs of Admittance ve Papa M gibi isimleri anımsatıyor. Tucker aynı zamanda bizim buralara yakın duran melodileriyle dinleyicisine kendini içinde kaybedebileceği bir serüven sunuyor; gitarının çıplaklığını da orkestral düzenlemelerle donatıp yaylılar ve glockenspiel'leri tam kıvamında kullanıyor.
Görsel sanatlarda da mütevazı iddiasını ortaya koyan Alexander Tucker, albümlerinin mest edici güzellikteki kapaklarını da kendi illüstrasyonları ile oluşturuyor ve kendi sanatına tamamen hakim bir imaj çiziyor. Folk'un en başarılı dönüşümlerinden birine tanık olduğumuz 2000'li yıllarda, Alexander Tucker bir kilometre taşı olacağının sinyallerini ‘Portal’ ile iyice açık ediyor.
Erdem Taşdelen
http://www.basatap.com/frame_content_detail.php?cID=1350&p=0&pages=29&title=Folk'u gelece%C3%AF%C2%BF%C2%BDe %C3%AF%C2%BF%C2%BD%C3%AF%C2%BF%C2%BD%C3%AF%C2%BF%C2%BDnlayan portal&artist=Alexander Tucker
1234567891011121314151617181920212223242526272829