|
 |
|
|
| Evrensel techno dünyamıza Rusya’dan dahil olan Moonbeam, debut albümüne neden ‘Malaria’ (sıtma) adını verdi sorusunu bir yana atarsak, albümün geçmişe hastalıklı bir neotrance bakışı attığını söyleyebiliriz. |
|
Artık minimallikten hasar görmeye yüz tutmuş beyinlerimizi gıdıklamak için, özellikle Border Community'nin geçtiğimiz sene yaptığı ataklarla ortaya atılan “neotrance” furyası, kendini yeni formlarla revize edip karşımıza çıkmayı başarıyor. İki sene evvel “hapçı techno'su, taksici techno'su” diye elimizin tersiyle itebileceğimiz aşırılıkları daha bir kabullenir olduk; Rusya'dan Pavel ve Vitaliy Khvaleyev kardeşlerin oluşturduğu Moonbeam projesi de, kimi ses getiren, kimiyse geniş kitlelere ulaşamayan bir araba dolusu EP'lerinden sonra debut albümleri ‘Malaria'yı iyi bir döneme denk getirip, progressive trance'i nostaljik bir bakışla hayatımıza sokuyor.
Bilhassa Traum Schallplatten'dan çıkan ve bu label'ın adeta gözbebekleri haline gelen ‘Eclipse’ ve ‘Spring Story EP'leri, Moonbeam'in 1990'lara göz kırpan trance üretimini gözler önüne serdi. Bunlarla beraber Minilogue'un ‘Seconds’ ve Extrawelt'in ‘Doch Doch’ parçalarına yaptıkları remixlerle de, Moonbeam'in bahsi geçtiğinde insanların yüzlerine “O ne?” ifadesinin konuşlanmamasını sağladılar. Bütün bunların ardından, bir albüm çıkardıklarında prodüksiyon kalitelerini artırmaları beklenebilecekken, 12 Mayıs'ta L-Pro'dan piyasaya sürülen ‘Malaria’ albümünde kimi parçaların üstünden, itiraf etmek gerekirse, sapır sapır adilik akıyor. Fakat bu elbette ki yapılabilecek en iyi yorum değil; zira albümü 2-3 defa üst üste dinlediğiniz zaman, bilhassa vokalleriyle 90'lara referans vererek, pek kaliteli olmayan bir müziğin iyi bir versiyonunun yapıldığına tanık oluyorsunuz: Adeta Trentemøller ve Aril Brikha'nın yaptığı gibi. İlk başta önyargılarınızdan sıyrılmanız kolay olmayabilirse de, daha sonra eğlenceye kucak açmanız için ‘Malaria’ size gerekli olanları sunacaktır.
Bazı parçalarını silerek daha keyifle dinlememiz mümkün olabilecek olan ‘Malaria'daki en kuvvetli parça, kuvvetle muhtemel albümün en başında yer alan ‘Cocoon’. Nispeten daha sakin bir başlangıca sebebiyet veren ‘Cocoon’, Moonbeam'in kıyasıya dans ettiren ama bir yandan da duygu yüklü melodilerin ağır bastığı epik stiline, geçen sene Traum Schallplatten'dan çıkan ‘Eclipse’ kadar iyi bir prototip oluşturuyor. Parçanın sonuna doğru ağır basmaya başlayan gümbür gümbür synth'ler de albümün geri kalanının nasıl olacağına ışık tutar biçimdeyken, ikinci sırayı alan ‘Just Try to Remember’ karşımıza vokalleri çıkarıveriyor. Daha önce bahsi geçen, ilk dinleyişte basbayağı hissedilen ucuzluğun en gözle görülür sebebi de bu vokaller ve lirikler: “Just try to remember my SMS at night, just try to remember my warm body at night, just try to remember my hot kisses at night, just try to remember we're having sex tonight” hayatınızda duyup duyabileceğiniz en adi sözler olsa da, dans ederken gizliden gizliye bir haz duymak da kendinize itiraf etmeden idare edebileceğiniz bir durum. En azından albümün geri kalanındaki vokallerde bu tüyler ürperticiliğe bir daha tanık olmayacağınızı bilerek gönlünüzü rahatlatabilirsiniz; özellikle ‘I See Who You Are’, ‘Angels and Men’ ve ‘See the Difference’ Inside keyifle dinlenebilecek, dans ettirme kapasitesi garanti olan progressive parçalar.
Girdiğimiz yaz aylarında karanlık ve kapalı kulüp ortamlarından dışarı çıkıp açık havada dans etme imkanı bulabilmeyi ümit ederken, bu keyfi Moonbeam'in yeni parçalarıyla yaşamak da heyecan verici bir fikir olacaktır. Öbür yandan ‘Malaria'yı dinleyedururken biliyoruz ki, Moonbeam sürekli olarak yeni EP'ler çıkarıp açlığımızı dindirmeye devam edecek.
|
|
| Erdem Taşdelen |
|
| http://www.basatap.com/frame_content_detail.php?cID=1348&p=0&pages=29&title=%D0%BF%D1%80%D0%B8%D0%B2%D0%B5%D1%82 malaria!&artist=Moonbeam |
|