Sakin dalgaların sesi
Bu yaşta bunca maharet nedir kimse anlamıyor, herkes şaşkınlıkla ona kulak kesiliyor, Peter Broderick bstp'ın merakını gideriyor.

Portland'daki evinde yaptığı müziği Myspace aracılığıyla birilerine dinletmesi, Peter Broderick'in kaderini tamamen değiştirmiş gibi görünüyor. İlk önce Kning Disk'in, ardından da Type Records'un ilgisini çok da efor sarfetmeden üstüne çekmeyi başaran Peter Broderick'in ilk “gerçek” albümü ‘Float’, geçtiğimiz ay Type Records tarafından yayınlandı ve çağdaş klasik müzik gündeminin ortasına geldi oturdu. 1987 doğumlu Broderick'in ismi daha şimdiden Max Richter ve Sylvain Chauveau gibi ustalarla aynı cümle içinde geçiyor. bstp olarak vakit kaybetmeden ifadesini alalım dedik ve sorularımıza son derece içten yanıtlar aldık.

Henüz 21 yaşındayken bu kadar olgun ve yetkin müzik yaptığına inanamıyorum. Bu yaşta bu kadar takdir toplayıp Max Richter ve Sylvain Chauveau gibi isimlerle kıyas edilmek seni strese sokuyor mu?
Bu iki sanatçıyı çok seviyorum ama üstümde bir baskı hissettiğimi söyleyemem. Onlar kendi müziğini yapıyor, ben de benimkini; ve ben henüz yolun çok başındayım. Bu yüzden umuyorum ki insanlar bir gün benim müziğimin Peter Broderick'e benzediğini söyler.

Bazı parçaların film müziklerini anımsatıyor, mesela ‘Docile’ albümünü bağımsız bir filmin müziği olarak kolayca hayal edebiliyorum. Film müziği yapma planların veya böyle bir isteğin var mı?
Müzikle ciddi ciddi uğraşmaya başlamadan evvel sinema okuyordum, bir sürü kısa film çektim ve onlara eşlik etmesi için müzik yapıyordum. Görüntülere eşlik etmesi için müzik yapmak benim her zaman ilgim olmuştur, ve umarım bunu daha da fazla yapabilirim. Ilana Sol'un bir belgeseli için geçen sene müzik yaptım, ve daha iki hafta önce Conor Ferguson adında İrlandalı bir yönetmenin bir kısa filmi için yaptığım müzikleri bitirdim. Bunun gibi birkaç proje daha var yolda. Aslına bakarsan bazen keşke sürekli evde oturup bu gibi projelerde çalışabilsem diyorum.

Epey turluyor ve konser veriyorsun ama, Peter Broderick'in normal bir günü nasıl geçiyor? Sanki bütün gün farklı enstrümanlarla uğraşıyormuşsun gibi geliyor; muhakkak bu kadar kapsamlı ve iyi müzik yapmak için sürekli müzikle haşır neşir olman gerekiyordur?
Son zamanlarda yolda değilken günlerim epey sakin geçiyor. Sürekli üstünde çalıştığım kayıt projeleri oluyor. Bisikletimle veya otobüsle Efterklang'ın stüdyosuna gidip ordaki enstrümanlarla oynuyorum. Müzik yapmadığım zaman ise ya kitap okuyorumdur, ya da çorba yapma hünerlerimi geliştiriyorumdur (artık bayağı iyi zencefilli-havuçlu çorba yapabiliyorum!). Ya da müzik dinliyorum, bolca çay içiyorum ve tavla oynuyorum...

Çok sayıda enstrüman çalıyorsun, henüz bulaşmadığın ama çalmak istediğin bir alet var mı?
Daha bugün bir dükkanda laternalara bakıyordum. Süper bir alet. Klarnet çalmayı da çok isterim, çok güzel bir tonu var. Aslında hepsinden edinip farklı enstrümanlarla dolu bir evde yaşlanmak isterim.

Efterklang tayfasıyla epey yakınsın galiba. Kopenhag'a bu yüzden mi taşındın? Portland'dan ayrılma kararını nasıl verdin?
Efterklang ile kesinlikle çok yakınım ama Kopenhag'a taşınmadan önce aslında onlarla henüz hiç tanışmamıştım. Müziklerine bayılıyordum ve Myspace üstünden tanıştık. Her şey benim bir “hayran velet” olmamla başladı, onlara kendi müziğimi yolladım ve baş vokalleri ile iletişime devam ettik. Derken bir gün beni durup dururken Kopenhag'a çağırdılar ve canlı gruplarına katılmamı istediler. Bundan bir sene sonra şu an tur otobüsümüzde oturuyorum ve olanlara inanamıyorum!

Son iki-üç yıldır ambient/çağdaş klasik müzik konusunda en takdir edilen labellardan biri Type Records. Senin Float albümünün Type'tan çıkışı nasıl oldu? Diğer Type sanatçıları hakkında ne düşünüyorsun?
Bu da başka bir kısmet hikayesi. Geçen sene ‘Float'u bitirdiğim zamanlarda Type'ı heyecanla takip ediyordum ve çıkardıkları her şeyi alıyordum. Ordan çıkan her şeye gerçekten bayılıyorum. Onlarla da Myspace vasıtasıyla iletişime geçtim ve sahibi John (Twells, yani Xela) benden bir demo yollamamı istedi. Demo eline geçtiği gün bana yazdı ve Type'tan yayınlamak istediğini söyledi, inanılmazdı...

Float'ta azıcık da olsa vokal de var, o sensin değil mi? Bence vokaller müziğine güzel bir estetik katıyor, neden daha fazla yapmıyorsun?
Evet, o benim. ‘Float'u yaptığım zaman enstrümental müzik yapmaya odaklıydım. O zamandan beri daha çok vokal yapıyorum. Aslında yaz sonu – sonbahar başı gibi vokal ve gitar üstüne kurulu bir albümüm çıkacak. Float'u yaptıktan sonra piyano ve yaylılar olmadan bir albüm yapabiliyor muyum görmek istedim, bu yüzden bu yeni albümde odağım vokaller. Sanırım bu yeni parçalardan bazılarında 20'nin üstünde vokal kanalı var!

Gelecek sene içinde neler olacak, şu an ne üstünde çalışıyorsun?
Dediğim gibi bu yeni albüm var. Yaz boyu Efterklang ile festivallerde ve konserlerde çalacağım, inşallah araya solo konserler de sıkıştırırım diye umuyorum. Bunların yanı sıra yeni film müzikleri projeleri üstünde çalışacağım ve hep bir sonraki albümümde ne yapacağımı düşüneceğim. Bundan sonra yaptığım şeye gerçekten uzun zaman ayırmak istiyorum.

Biraz klişe ama, ilhamını nereden alıyorsun? Son zamanlarda okuduğun en iyi kitap ve izlediğin en iyi film nelerdir?
Son zamanlarda okuduğum en iyi kitap Jonathan Safran Foer'in ‘Extremely Loud & Incredibly Close'u. Muhteşem bir şey... En iyi film ise... aslında son zamanlarda pek yeni filmler izleyemedim. ‘Twin Peaks'e sonradan yetişebilmiş biriyim, sanırım o benim en son takıntımdı.

Bu yıl çıkan en iyi albüm ne sence? Jacaszek'in Miasmah'dan çıkan ‘Treny’ albümü harika, onu dinledin mi?
Evet dinledim, çok güzel. Miasmah'yı genel olarak çok beğeniyorum, ordan bugüne dek çıkan her şey çok iyiydi. Kapak tasarımları da çok güzel. Bu yıl en beğendiklerim: Sam Amidon, Erik Enockkson, Machinefabriek, The Drift, A Silver Mt. Zion, Audrey... Yann Tiersen'in yeni bir soundtrack'i çıkacak, onu heyecanla bekliyorum; bir de Max Richter'in yeni albümü ve Matthew Robert Cooper'ın sadece plak olarak basılacak bir release'i...

Biraz flickr'ında dolandım, bakması epey keyifli. İnternette çok mu vakit geçiriyorsun? Hayatın orda göründüğü kadar sakin mi gerçekten?
Hahah, beni yakalamışsın! İnternette gereğinden fazla vakit geçiriyorum sanırım, ama sürekli yoldayken kapılıp gitmek çok kolay. Ordaki fotoğraflar hikayeyi olduğu gibi anlatıyor ama bence, bayağı sade bir adamım ben.

Türkiye gibi yerlerde bağımsız müziğe ulaşmak oldukça zor ve insanlar müziğini download etmek durumunda kalıyor. Illegal mp3 download'ları hakkında ne düşünüyorsun?
Şahsen çok umrumda değil, özellikle elde etmesi zor yerlerde indirilmesini umursamıyorum. İnsanların benim müziğimi dinlemek istiyor oluşu zaten yeterince harika! Ben kendim hiç müzik download etmiyorum ama... Eğer bir şeyi dinlemek istiyorsam ya CD'sini ya da plağını alıp kapağını elimde hissetmem lazım. Ama bunlar herkes için önemli değil herhalde. İsterim ki müziğimi download eden insanlar onların şehirlerine çalmaya geldiğimde konsere gelsinler ve orda bir CD alsınlar.

Teşekkürler, umarım seni bir gün İstanbul'da izleyebiliriz.
Ben teşekkür ederim! Ben de bir gün İstanbul'a gelebilmeyi çok isterim. Kendinize iyi bakın!
Erdem Taşdelen
http://www.basatap.com/frame_content_detail.php?cID=1342&p=0&pages=29&title=Sakin dalgalar%C3%AF%C2%BF%C2%BDn sesi&artist=Peter Broderick
1234567891011121314151617181920212223242526272829