Birkaç bira daha için
Köln çıkışlı üç efsane label Traum, Trapez ve MBF’in mimarı Triple R aka Riley Reinhold, bstp’a alman elektronik müzik sahnesi, label yönetmenin incelikleri ve bira sırası nedeniyle John Peel ile tanışma fırsatını kaçırmanın ne kadar üzücü olabileceğini anlattı.
Riley Reinhold, Köln ve techno müzik için oldukça önemli bir isim. Kendini bildi bileli müzikle iç içe olan Reinhold, düzenlediği partiler, yazdığı müzik yazıları, yaptığı radyo programları ve kurduğu harika label’larla alman elektronik müziğinde hatırı sayılır bir paya sahip. Şu anda güncel minimal house ve techno müziğin nabzının atmasını sağlayan bir çok oluşumu ve ismi etkileyen Reinhold, bu isimlerin bir çoğunu da geçmişte label’larında misafir etti. Ondan öğrenecek çok şey var. O, techno müziğin hazine avcısı. Bu konuda gelmiş geçmiş en iyilerden biri. DJ setleri, Trapez güncesi olan ‘Selection’ serileri ve MBF’den yayınladığı harika prodüksiyonlarıyla minimal ve techno kelimelerini seven herkesin dikkatle dinlemesi gereken biri. Sadece bir plak şirketi sahibi değil, bir müzik gurusu. Dominik Eulberg ve nicelerini elektronik müzik arenasına kazandıran Riley Reinhold yaşadığı ve sağlığı elverdiği ölçüde yetenek avlarına, dünya üzerindeki en yenileri ve iyileri bulmaya devam edecek. Ona techno’nun İndiana Jones’u diyebilirsiniz. Ya da dünyadaki en iyi buruna sahip olan şarap tadımcısı. Bir süre önce yayınladığı ‘Trapez Selection 6’ sonrası ve ‘Traum V100’ öncesi işte RRR yani Triple R’dan inciler… biraz uzun ama kesinlikle okumaya değer!

Sen her zaman Köln elektronik müzik arenasının gerçek oyuncularından biri oldun. Şu günlerde şehri ve scene’i nasıl görüyorsun?
Köln sahnesi hakkında konuşmak gerekirse söylenecek ilk şey yeni yüzlerle karşılaşıyor olduğumuz. İşin güzel tarafı ise bu isimlerin neredeyse hepsiyle ortak projeler yürütüyor olmamız. Köln’ün yeni yeteneklerini göz önüne taşımak için çalışıyoruz. Roland M. Dill etrafta görebileceğiniz en yetenekli isimlerden biri ama henüz kariyerinin çok başında. Ona yardımcı olmaya çalışıyoruz, ayrıca şu anda ismini veremeyeceğim bir yeteneği daha saflarımıza kattık, onun plaklarını da ilerleyen günlerde yayınlayacağız. Köln’de jazzy Detroit müziğini yeniden duymak oldukça güzel. Yeterince cool yeni techno da var. Köln’den çıkan müziğin geçmişte çoğunlukla pop etkisinde ve kavramsal olduğunu düşünürsek, sanırım çok iyi bir dönemin eşiğindeyiz.

Biz hepimiz bağımsız müzik aşığıyız. Buradaki clubber’ları değerlendirecek olursak, fena değiller. Unutulmaz anlar ve öfori oldukça uzak gözükse de, techno bir süredir mainstream bir güç olarak etrafındaki alt kültürleri ve ruhu şekillendirmeye devam ediyor. Yine de bu etkileri burada pek göremiyoruz Ayrıca Köln’de hala Robert Johnson gibi bir kulüp olmadığı için de gerçekten pişmanım.

Sizin label’larda durum ne alemde? Özellikle Trapez’den bahsetmek gerekirse…
Planlarımız gerçek yeteneklerle omuz omuza çalışmak üzerine kurulu. Eskisi kadar zengin bir sanatçı havuzu yerine, az ama öz bir kitle ile çalışmaya karar verdik. Label’ı gerçekten ileriye taşıyacağına inandığımız ve umduğumuz isimlerle yolumuza devam edeceğiz. SLG, Red Robin & Jacob Hilden ve biraz önce bahsettiğim Rolan M. Dill şu anda Trapez için anahtar isimler mesela. Asıl planımız gerçek bir takım kurmak. Sadece iyi bir takımla başarıya ulaşabiliriz. Bu yüzden de bireyselleşmeye ve tek bir güç olmaya ihtiyacımız var. Traum, Trapez, Trapez Limited ve My Best Friend; Jacqueline, Cosmic Sandwich, Axel Erbstösser, Yvette Klein, Dominik Eulberg, Emanuel Geller ve benim parçası olduğum ekiple gücüne güç katarak yoluna devam ediyor. Sanatçılarımız da en büyük destekçilerimiz ve yardımcılarımız.

Trapez bir süredir sadece yeni yeteneklerin görücüye çıktığı bir platform halini aldı öyle değil mi?
Müziği gençlik kültürünün bir parçası olarak görüyoruz ve bu anlamda yeni yeteneklere ve gençlere kapımız her zaman açık. Geçmişte, özellikle de son 10 yıllık süreçte yaptığımız her seçim aslında içgüdüseldi. Bu yüzden daha önceden bilinen ve tanınmış bir sanatçıyı bünyemize katmayı hiç istemedik ya da düşünmedik. Bunu yapabilirdik, ama bunun bize sanatsal getirisi ne olabilirdi ki? Bizim için geçerli bir yasağı yürürlüğe koyduk; kapitalist sistemin köleleri değiliz, ve hiç bir zaman olmayacağız.

Label’daki son gelişmelerden ve yeni imzalardan bahsetmek ister misin?
Bir label ancak sırları kadar iyi olabilir ve bu yüzden sana çok fazla şey söyleyemem!

Son Trapez mix’i ‘Selection 6’ hakkında neler söyleyeceksin? Reaksiyonlar ne yönde? Aslında Trapez’den çok nadiren CD yayınlanır ve benim en çok merak ettiğim şey, ‘Selection’ serisi için genellikle nasıl tepkiler aldığınız? Nasıl bir kitleyi hedeflediğinizi ve kimlerin en çok bu toplamayı aldığını da merak ediyorum doğrusu…
Aslına bakarsan biz piyasa ile ilgilenmiyoruz. Sadece kendi kendini yaratan ve tamamen bağımsız bir süreçten geçerek raflara gelen bir üründen bahsediyoruz. Bu bir ada devleti gibi. Trapez adası. Bu adanın en güzel tarafı ise kendi kendine egemen olması ve kendini yönetmesi. Son 5-6 yılda gördüğümüz şey, ‘Selection’ serilerinin her zaman memnuniyetle karşılandığı ve bir partide CD player’a konup çalınacak kada da saygı duyulduğu. Ayrıca ‘Selection’ serileri bizim için çalışmalarımızın sergilendiği ve belgelendiği bir sergi. Son 12-14 ay içinde ne kadar çalıştığımızın ve neler yaptığımızın bir göstergesi. Yeni bir değerbilirliğe doğru açılan bir yol.

Dominik Eulberg, SLG ve diğerleri. Bu isimlerin neredeyse hepsini ilk siz keşfettiniz. Çoğu ilk release’lerini sizin label’larınızdan yaptı ya da sizin sayenizde patladılar. Yeni yetenekler bulmak konusunda nasıl bu kadar yetenekli olduğunu bize anlatabilecek misin?
Sanırım bu yeteneğimi oldukça geç farkettim. Biraz geç başladım galiba, hem de her şeye… Bazı şeylerin içimde büyümesi gerekir. Soğuk suya hemen atlayıp zevkini çıkaranlardan olmadım hiç. 80’lerde caz toplamaları yaptım; Byrd Coleman, Miles Davis, Bebop, vs… Cazın yaklaşık 40 yılını konu alan binlerce parçayı derleyerek 90 dakikalık bir bant kaydettim. İçinde yüzlerce parça vardı. Yıllar sonar bu kayıt Köln müzik ve parti arenasında çok popüler oldu. 80’lerde new wave scene’inin bir parçasıydım. Kaydettiğim bantlar ve sonrasında kasetler yıllarca elden ele dolaşmış, tüm bunların pek çoğundan yıllar sonra haberim oldu. Ben o yıllarda John Peel‘in programlarından en sevdiğim bölümleri toplayarak, mesela 15 programdan bir programlık bir kayıt oluşturuyordum. Sonrasında bir şekilde Bay Peel ile kontakt kurmayı başardım ve yıllarca birbirimize mektuplar ve sonrasında e-postalar gönderdik. Yıllar sonra ilk Sonar Festival’lerinden birinde onunla karşılaşma fırsatını da bir bira yüzünden kaybettim. Bu olay Peel ölmeden kısa süre önce gerçekleşti. Peel, Traum standına uğramış, beni sormuş ve birkaç plak alıp gözden kaybolmuş. Ben bir bira için kuyruğa girmiştim ve döndüğümde o gitmişti! Bu duruma çok üzüldüm ve kısa süre sonra hayatını kaybettiğini öğrendiğimde de kendime çok kızdım. Bizi yıllarca destekleyen Peel ayağımıza kadar gelmişti. Bense bir bira yüzünden onu kaçırmıştım ve bir daha da göremeyecektim!

Hikayeme geri dönmem gerekirse, tam olarak 1984 yılında bir new wave grubunda vokal yaparken sanırım bu günkü halimi almaya başladım. Müzikle ve sanatla geçen onca yıl. müzik yazarlığı, yaptığım onca radyo programı ve düzenlediğim bir sürü parti. 90’larda gerçekten şehrin itici güçlerinden biriydim. Harika günlerdi. Şu anda MBF LTD’yi benim gerçek label’ım olarak sayabilirim. Gerçekten iyi tepkiler alıyorum. LCD Soundsytem için bir remix yaptım. DFA’dan Theo Parrish’in remix’iyle birlikte yayınlanacak.

Traum/Trapez/MBF karargahında her şey bir otomasyon dahilinde gibidir. Burada sanki bize gelen tüm demoları eleyen ve kategorize edip bize uyanları 5 saniye içinde ayıklayan bir makine düzeneği varmış gibi hissediyorum. Şu günlerde iyi çalışmazsan ve müzikten fazla anlamıyorsan, endüstride varolmak için neredeyse hiç şansın yok. Belki sert Alman rap’ini açık ve net sözlerle birleştirirsen ve dijital olarak dinleyiciye sunarsan bir şeyler yapabilirsin, aksi halde işin oldukça zor derim.

Trapez ve Trapez Limited’deki plakları mix’liyorsun. Bir yandan da MBF ve MBF Limited’dan kendi prodüksiyonlarını yayınlıyorsun, ama benim en çok merak ettiğim en sevdiğin label’ının hangisi olduğu?
Tüm bu etiketleri Jacqueline’le birlikte yarattık çünkü müziğin bir çok farklı türünü seviyoruz. Aslında 3 yeni label için daha fikirlerim var ama şimdilik durmamız gerekiyor!

Traum 100 için özel birşeyler yapacak mısınız?
‘Traum V100’ albümü gerçekten çok özel olacak. Çok eski Traum günlerinden isimler daha önce hiç yayınlanmamış parçalarıyla albümde yer alacaklar. Yeni isimler de aralarına karışacak ve oldukça lezzetli bir harman ortaya çıkacak. Haziran’daki 10. kuruluş yıldönümümüzü ve’ Traum V100’ün çıkışını iple çekiyoruz doğrusu!

Şu sıralar en beğendiğin label’lar ve prodüktörler hangileri?
Birçok sanatçıyı beğeniyorum ama hepsini DJ case’ime koymuyorum ne yazık ki. Çoğunlukla benzer altyapıda parçalar bir label’dan öbürüne paslaşılıyor. Ben şu sıralar en çok Dirtybird, MMM, ve biraz da Poker Flat ile Liebe*Detail’i beğeniyorum.

Label’da yenekli bir Türk prodüktör olan Bülent Gürler de var. Almanya’dan ve Türkiye’den çok demo alıyor musunuz?
Evet, Bülent Gürler oldukça iyi bir prodüktör. Yaz aylarında ikinci Trapez Ltd. plağı geliyor. Türkiye’den sıkça demo’lar gelmeye başladı sanırım gelecekte bu durum artarak devam edecek.

İstanbul ve Türkiye hakkında neler biliyorsun?
Üzülerek söylemeliyim ki çok az şey. İstanbul’da çalmayı gerçekten çok istiyorum ve booking’imizle ilgilienen Axel’in bu konuda sıkı çalıştığını biliyorum. Sanırım kısa zaman içinde ülkenize geleceğim.


Christopher Çolak
http://www.basatap.com/frame_content_detail.php?cID=1325&p=0&pages=29&title=Birka%C3%AF%C2%BF%C2%BD bira daha i%C3%AF%C2%BF%C2%BDin&artist=Riley Reinhold
1234567891011121314151617181920212223242526272829