Doğa kanunlarına uymayan ikili Kings of Convenience
Norveç’ten çıkan belki de en sıcak müziğin sahibi, son zamanlarda üstümüze üstümüze gelen rock patlaması dahilinde bile aradığını bulamayan umutsuz dinleyicilerin kurtarıcısı Kings of Convenience, yüksek sesle fısıldamak üzere İstanbul’a geliyor.
Gündelik yaşam kalıbına dökülmüş hüzünlü umut pastası Kaveller
Kozmopolit şehir kızı Özlem Kaveller, blues üzerine hip hop ve soul alaşımlı müziğiyle, çok aşina olduğumuz, ancak yerli tınılarla ve Türkçe sözlerle duymaya pek alışık olmadığımız bir tarzı topraklarımıza Berlin üzerinden ulaştırdı.
Liverpool aşkına!
Günlerden Liverpool maçı! Yerlerden İstanbul. Birçok Liverpool taraftarı “Çocuğum olursa ismini Stan koyacağım” diyerek ortalıkta dolanıyor.
Şapkadan mı çıktı yoksa yırtık dondan mı fırladı?
Sıska, beyaz tenli, yeniyetme, kaykaycı Jay Kay. Yırtık dondan çıkıverdi, 1992 yılı ‘sularıydı’. Funky gezegeninin “sanat güneşi” olacağını kim bilebilirdi. Şimdi ona “şapkadan çıkan en yaratıcı adam” diyoruz. Ruhumu reklam ve pazarlama harikası bir şeye satmam gibi bir dangalaklığa girmeyin. Jamiroquai da dinlemem demeyin. Hayatınızın bir anında bir Jamiroquai parçasına mutlaka eşlik etmiş, zevk almışsınızdır, inkar etmeyin, söz dinleyin. Ya da Jamiroquai dinleyin. Let’s JAM!
Kalağımda Wah-Wah! Goran Kajfes
Goran Kajfes, Balkan kökenlerinin sağladığı dinamik ruhu Stockholm üzerinden salgılayan elektro-caz duayeni… Bir elinde trompeti, bir eli potlarda ve ayağının altında pedallı hali ile caz tınılarında vizyon genişletme çalışmalarına aralıksız devam ediyor.
“Steinway Doors Artist” George Winston
Küçük bir çocukken zorla piyanonun başına oturttuklarında “ben piyanist olmak istemiyorum” diyerek direten George Winston, 1967 yılında Morrison’ın eşsiz grubu The Doors ile karşılaştığında aslında ne kadar yanlış bir karar vermiş olduğunu anlar. Müzik dinleme ve yorumlama ustası Winston’ın sağa sola çarpmadan sabit ilerleyen ama bir o kadar da etki alanı geniş müziği üzerine.
Cure
CURE, hiperaktiviteyle karışık manik depresyonu tedavi edilemese de, ruhsal hastalıkları insanı rahatsız etmeyen tek alternatif müzik kürünü daha 80’lerin başında müzik piyasasına sunmuştu... Cure eskidi belki ama, kürleri hala işe yarıyor...
Hem club, hem afterhours Café Drechsler
Café Drechsler akşam güneşinde rahatlamak isteyeceğiniz, partnerinizle romantik anlar yaşayabileceğiniz, ya da funky müzikler eşliğinde dans edebileceğiniz yeni bir mekanın adı değil, ama hepsinden biraz mevcut.
Brian Eno’yla dünyada bir gün daha...
Üstad yeni albümünde bu sefer vokal ağırlıklı kompozisyonlarıyla uzun süredir gezmediği yerlerde turluyor, unuttuğu vokal etkileri yeni denemelerinde görücüye çıkarıyor ve her zamanki gibi kulakları bayram ettiriyor.
BoomBox… Made For Music
Bu gece ne giysem? Yerine, müziğine göre giyinenlere müjde, vazgeçemeyeceğiniz bir markanız olmak üzere. İşte BoomBox’ın Basatap prömiyeri!
La Troisième Vague: Hollandalılara göre sapkın bir kaygı, Fransızlara göre hayatın anlamı
Bu gezegeni bir an önce terkedin, çünkü yakında Invasion Planete’ın başkaldırısı başlayacak ve “farkında” değilseniz çoktan başınız beladadır. Invasion Planete, yıllardır varoluşunun temel taşı olan “underground” duruşundan taviz vermeden gerçekleri söylemeye devam ediyor. “Gerçek” kavramının göreceli olma olasılığını kendi egoları ile yenen ve kendi gerçeklerinin her zaman doğruluğuna inanan Alexandre ve tayfası, aynı zamanda belki de Avrupa’nın en umutsuz çocukları. Yaptıkları müzikse, sizi dans ettirebilecek hatta başka evrenlere sürükleyebilecek kadar güçlü. Ama Alex’e sorduğunuzda tüm bu etkinin tek sebebi var; gerçek olanı “sansür”e uğrasalar bile üçüncü dalga başlığı altında yaymaktan vazgeçmemeleri.
System of A Down yine sistemin altın madalyalarını topladı
90’ların ortasında Amerika’da yaşanan Güney California merkezli heavy-rock big-bang’inin dünyaya yaydığı en kafası karışık quarteti System of A Down’un son albümü Mezmerize müzik listelerini etkisi altına aldı bile...
B planının ilk ayağı
Bir varmış bir yokmuş. Fat Cat’te Stromba adında bir görünüp bir kaybolan bir grup varmış. Göründüğü anların kısa olduğunu göz önüne alıp bu kareyi hemen yakalamak isteyenler arasında şimdi bir heyecan başlamış.
Sometimes i love that song, sometimes i hate that song!
Big Dada’dan bir Big Daddy! MC’lerin babası geri döndü. Bu defa gerçekten baba!
Roland D-20’yi tekrar hayata döndüren delilik: Aleksi Peralism
Aleksi, son zamanlarda Ovuca projesinden uzaklaşmış durumda. Uzaya olan merakı hiçbir zaman tükenmeyen Perala’nın son durağı elbette ki Astrobotnia oluyor. Cylob ile kısa süreli Cylobotnia projesinden sonra Rephlex’teki diğer kankalarıyla da “botnia”laşmayı planlayan Aleksi, Finlandiya’nın en dikkat çeken genç müzisyenlerinden biri. Bize de bu başarının ardından Aleksi’nin biraz geçmişini, biraz da gelecek planlarını kurcalayarak soru sormaktan başka bir şey kalmıyor.
Marjinal Uygarlığın Tarifsiz Eğlence Karnavalı : MUTEK
Montreal’in en önemli festivallerinden olan MUTEK; sanatın, müziğin ve en önemlisi yeni açılımların ve fikirlerin filizlendiği bir beyin fırtınası, ortak bir bilinç.
Albüm hazır, banyo da!
Yine aynı sakinlikte bir Oslo gününde tesadüfler eseri karşılaşıp şaşırdığımız ve haydi biraz oturalım dediğimiz bir buluşma yine röportaja dönüşüverdi. Ama bu defa ben haklıyım. Karşımızdaki adam Morten Qvenild. Susanna And The Magical Orchestra’dan Morten diye de tanınır. Adamın yeni solo projesi In The Country ile yeni albümü de henüz çıkmış. Ben de henüz dinleyip test etmişim hatta o an hala çantamda. Araya birkaç soru sıkıştırmak hakkım. Morten söze o sıralarda üzerinde çalıştığı ev tadilatlarından ve bitmekte olan banyo inşaatından başlasa da albüm hakkındaki bilgilere gelinceye kadar olan bu kısmı atlayıp doğrudan yeni albüm “This Was The Pace Of My Heartbeat”e geçelim. Bir de tavsiye; albümü sıcak bir banyo sonrası sakın dinlemeyin aşırı rahatlatabilir, günlerce tembellik yapıp albümü dinlemek isteyebilirsiniz.
Metal Yorgunları
Konuşurken eğlenceli ama dertleşirken mutsuz. Sahne tozunu yalayıp yutup, alkışın tadını aldıktan sonra, hem müzikal hem de ergensel bir yırtma telaşından uzaklaşmış, farkında olmadan büyümüş Kurban’ın genç üyeleri.Üç albüm arasına sokuşturulan okullar, askerlikler neredeyse bitmiş ve 30’lu yıllarının başında erken gelen bir yorgunluğun kollarına bırakmışlar kendilerini.
Maetrik : Saf Teknik, Net Güç, Derin Algı
Deep tech minimal house, tekno ve elektro’nun yükselen yıldızı Maetrik, Treibstoff Recordings’den yayınladığı ikinci uzunçaları “Casi Profundo”yla elektro ve elektronika/idm dinleyicisini de 4/4’lük ritimlerin içine çekiyor.
Simon diyor ki: Tişörtlerinizi giyin!
Efes Pilsen One Love sahnesi her yıl biraz daha ‘büyüyor’. Gerçek bir açıkhava müzik festivali olma yolunda emin adımlarla ilerleyen organizasyon, bu yıl hiç olmadığı kadar renkliydi.
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29