Mor Ve Ötesi
Son albümleri “Dünya Yalan Söylüyor” ile politik duruşlarını daha da kesinleştiren ve daha büyük kitlelere ulaşan Mor ve Ötesi, diğer yandan “Kararları çok düşünerek alıyoruz ve çok farklı yönlere de gidebiliriz. Bazen yavaş ama çok da radikal değişikliklere açık bir hikayeyiz. Bir anda durup duruken bir dans albümü çıkartacak kafada insanlarız biz” diyorlar...
Panik depresif, manik atak
Microphones projesinin beyni Phil Elvrum, gürültülerden mucizeler yaratmayı başaran bir adam. Yine de o aklındakileri tam olarak Michael Jordan’ın saksofon, Albert Einstein’in davul, Arnold Schwarzenneger’in de bas çaldığı bir grupla hayata geçirebileceğini düşünüyor. Her şeyin birbirine geçtiği 21. yüzyılda, geleneksel rock ve cesur elektronika arasında kimseye de bir şey çaktırmadan yaptığı gezileri, rüyalarından yola çıkarak yazdığı sözlerle destekliyor.
Macy Gray’ın çılgın maceraları!
Dikkat! Biraz sonra okuyacağınız yazı aslında bir müzik yazısı değil. Gündüzleri üç çocuklu bir anne gibi takılan ama geceleri garip kostümüyle kötülere karşı müzikle ve uçsuz bucaksız esprileriyle savaş açan bir çizgi roman kahramanının öyküsü. İşte kahraman Macy Gray’in dayanılmaz hafifliği…
L o w
“İnsan bir kuyuya düştüğünde itenin ne önemi vardır ki, onu en çabuk şekilde dibe götüren kendi ağırlığıdır” John Webster
Sonuçta biz burada sanat yapmıyoruz.
Yapılan iş 45 saniye için insanları televizyon ekranının içine çekip orada tutabilmeye çalışmak. İzleyeni uyarabildiğiniz kadar uyarmanız ya da uyuşturmanız gerekiyor. Bunun için etkileyici bir görsellik, akıcı ya da şaşırtıcı bir kurgu ve çarpıcı bir müz
Atlas kralları!
Beyoğlu’nda, İstanbul’daki alternatif müzik zevklerinin nabzını tutan iki adet çok önemli dükkan var. Decoded ve Karga. Atlas pasajında bir dükkan arayla mesken eden dükkanların her ikisinin de derdi, müziği hayatlarında önemli bir yerde konumlandırmış insanlara dinleyecek ‘güzel’ bir şeyler ve izleyecek yeni yollar sunmak. Decoded’ın iki askeri Selim Bürün ve Kaan Akay’la, Karga’dan da Haluk Başoğlu’yla konuştuk…
Ateşle yaklaşmayın: Daedelus
Los Angeles’lı Alfred Weisberg Roberts, ilk dinleyişte insanı biraz afallatan, birkaç dinleyişten sonra da bağımlısı olmamanın pek mümkün olmadığı bir müzik yapıyor. Oradan buradan topladığı ses yığınlarını zeki ve çocuksu düzenlemelerle bir araya getiriyor, üzerine çiğ klavye tonları, bol miktarda hışırtı ve çıtırtı, bir sürü sample ve bazen de big band orkestrasyon parçaları ekliyor. Bu zarif karmaşanın arasında bazen de kulağınıza masal anlatan bir kadın ya da kendi kendine mırıldanan bir adam çıkabiliyor.
Uzayda Cage ve Bach Karşılaşması
Gödel Escher Bach kitabının dahi yaratıcısı, Douglas Hofstadter, Bach üzerine uzun incelemeler yapmıştır. Ama John Cage karşılaştırması Hofstadter’in gözünden çok farklı boyutlara açılan kapıyı aralamış, insanlara merak edebilecekleri ve zihinlerini
Çok saf, çok sade, Too Pure
Grunge’ın intiharına yakın, brit-pop’un zirve yapmasına ramak kala bir zamanda, bağımsız plak şirketlerinin onlardan anladığımız şeyi tam anlamıyla verdiği dönemlerde Too Pure, müziğin sentetik ve organik uçlarını bir araya getiren grupları bünyesinde barındırmasıyla dikkat çekiyordu. PJ Harvey’i, Stereolab’i kendi elleriyle büyüttü. Şimdi her şey birbirine karıştı ama Too Pure, kendisiyle ilgili efsane yakıştırmalarının hakkını veriyor. Çaktırmadan alternatif müzik piyasasına yön vermeye devam ediyor.
Geleneksel Türk Mutfağının Batı Soslu Hali ya da Tam Tersi
Murat Uncuoğlu’nun sık canlı performanslarına alışkın olanlar son dönemlerde onu az görmekten şikayet ediyor olabilir. Aynı zamanda Radyo Oxigen’ın prodüksiyon bölümünün başkanı olan Uncuoğlu’na neler yaptığını, radyo programını ve yakın gelecekte neler yapacağını sorduk.
Modeselektor
“Hello Mom!”ın albüm kapağındaki maymun biziz diyecek kadar mütevazı, Berlin’deki bir dolu yabancı sanatçı ve prodüktörü sahiplenecek kadar misafirperver ve IDM’i hip hop’la birleştirecek kadar zevkli iki homo sapien! Sebastian ve Gernot yani nam-ı diğer Modeselektor…
Modern Recording Company ve Eidolon aka Ian Lehman hadisesi
…söylediklerine göre birkaç yıla kalmadan Amerika’nın mikro Warp Records’uyla karşı karşıya kalacağız… Ne dersiniz? Okumakta fayda var...
The Man Who Wasn’t Here and Now: Devendra Banhart
Devendra’yla yolculuğa çıktığınızda yol size ne kadar tanıdık gelirse gelsin bir Lynch filminde olabilir, aniden şarkının bir köşesindeki incir ağacında bir maymun sallandığında Kusturica filmine geçebilir, ordan şarkının güneş değen yerlerinde bir Fellini film duvarının üzerinde dans edebilir, sütün döküldüğü ve kedinin kapının arkasına saklandığı yerde ise Kieslowski filmine adım atabilirsiniz. Ya da Egon Schiele’nin çizdiği kadınların yüzlerindeki çocuksuluk ve derinliği daha yakından görebilirsiniz. Ama her halükarda bir eski zaman müzik treninde kaybolacaksınız. “Ve tüm bunlar bir hayalden ibaret değil.”
Yükte hafif pahada ağır müzik
“…ömür boyu çocuk kalma dürtüsü ve davranışı ikimizde de var, hala bir oyun oynamak istiyoruz ve müzik bir oyun gibi bizim için. Hani belli yaşlarında haftanın her günü dışarı çıkmak istersin ya, müzik yapmak da o heyecanı veriyor bize.”
Tarkan Gözübüyük
Futbola düşkün bir çocukken insanın aklı nasıl müziğe kayar da bugünlere; bugünlerden kasıt da; 21 yıllık bir müzik kariyeri, Pentagram gibi ülkenin en uzun soluklu metal gruplarından birinin basçısı ve Mor ve Ötesi başta olmak üzere yine ülkenin sayılı alternatif gruplarının prodüktörü olur. İşte cevabı…
All Systems Go; “Stay Anti” Comes!
Bir dönemin clubbing furyasından elene elene geriye kalan zengin ve yararlı humuslu toprak misali; yer altında krallığını ilan etmiş ve krallığının yegane deklarasyonu “stay anti” olan T. Raumschmiere; Marco Haas, ‘anti’de kalarak
Shoegaze#2
Basatap ocak sayısının sayfalarına My Bloody Valentine, Cocteau Twins ve Slowdive ile intikal eden mütevazi Shoegaze dosyasının diğer avucunda bu ay Ride, The Chapterhouse ve Mojave 3 var. Kestirmeden bir girişle Shoegaze’ın yolunu 80’ler başında (prodüktör) Alan Moulder, (My Bloody Valentine’ın gitaristi) Kevin Shields ve (Creation Records’un kurucusu) Alan McGee’nin açtığını hatırlatalım.
Morrissey
Gay midir, aseksüel midir? Faşist midir, solcu mudur? Hümanist midir, katil yanlısı mıdır? Hayata mı yoksa ölüme mi daha yakındır? Morrissey’in bütün bunları şarkılarındaki samimiyetle anlatması beklenirken, o bunların cevabını kendine göre açıktan ifade etmiştir aslında...
Franken-Monkeys, Arctic-Stein
Arctic Monkeys, tabanı punk, sonrası İngiliz indie-rock müziğine dayanan dört parçalı, İngiltere menşeli çok yeni bir puzzle. Sürpriz yumurtanın puzzle’ı üstelik. Ocak ayı sonunda Domino Records’tan çıkan ilk albümleri “Whatever People Say I Am, That’s What I’m Not” ile özellikle İngiltere’nin şu günlerde en çok konuşulan müzikal konularından.
Şimdi, büyük puntolarla MONOLAKE yazacağım.
“Kozmik disiplinlere sığmaz ses tutkusu... Kaotik ve dengesiz ritmler topluluğu... Geleceğin stüdyo anlayışına yakışır tavırlarla ‘evden çıkma, müziğini kendin yap!’ öğretisi... Elektronika kulvarında peş peşe ve yepyeni keşifler! Monolakeee
1234567891011121314151617181920212223242526272829