Önce-Sonra: Alter Ego
Kaderciliğe müzikal bir bakış: Her an her şey olabilir. Geçmişten ders al ama aklın ve gözün her zaman ileriye dönük olsun. Yolun, kaderin açık olsun!
Sonik şizofrenik koku
En alttaki neşeli kutuyu çekip en üstteki üzgün kutunun üzerine koyuyorsunuz. Kutuların şekilleri ve büyüklükleri farklı. Sonra ortadaki üzgün kutuyu, kuleyi devirmeden, altta yeri boşalmış kutunun boşluğuna yerleştiriyorsunuz. Sonra kafanızı tutup yukarı büküyor, neşeli gözlerinizin üzerine üzgün çenenizi yerleştiriyorsunuz. Östaki borusuna gelmeden az önce, tam neşeli kutunun boyutunda bir yuva var. Yo La Tengo’yu orada duyuyorsunuz.
Punk'ın pistonlu hava kompresörleri ve telli bobinleri: Wire punk'ın neresinde durur?
Müzik tarihinin en has klişelerinden biriyle söze başlayacak olursak; Brian Eno’nun Velvet Underground için vehmettiği gibi, yani Muzlu Albüm’ü satın alan herkes grup kurmuştur. Wire’ı bir şekilde keşfeden, dinleyen herkesin de, müzikle ortalamanın üzerinde bir ilişkisi olmuştur.
Majör akorlarda sıkıntı halleri
Kimisi şekil şemalden alır gazını, kiminde yeterince vardır zaten karın ağrısı. Denge cambazlığı yaparken ip yerine elde tutulan çubuk üzerinde yürümeyi tercih eden Rashit de ikinci gruba adını yazdıranlardan. Ironiyi kendilerine rehber bilip ham punk döneminden post-punk’a uzanan yollarındaki her macerayı bir albüme sığdırıyorlar. Son hikayeleri ise “Her Şeyin Bir Bedeli Var” albümünde şekil alıyor...
‘Kız’ grubu' The Pipettes
Ne idüğü belirsiz, yamru yumru erkek indie gruplarının arasında parıl parıl parlayan üçlü, çölde bir vaha gibi…
Mecburen Pasaj
Müzik sektörünün içinden iki adam gördükleri aksaklıkları ve ağırlaşan ruh halini değiştirme kararı alır. Pasaj Müzik: Murat Doğan - Ali Özülke
nokiasupersound yeninden uçuşa hazır!
Nokia sponsorluğunda geçtiğimiz sene birden bire ortaya çıkan ve kısacık bir sürede gerek katılımcı şarkı, gerek takipçiler açısından epey ilgi gören nokiasupersound müzik yarışmasının ikincisi partilerle start aldı...
Özgür ses Nikolai Galen
Nick Hobbs -sahne adıyla Nikolai Galen-, yoktan var etmiş olduğu farklı türlere ait grupları, müzik projeleri ve dokuz stüdyo albümüyle şarkıcı, tiyatrocu, yazar ve konser organizatörü sıfatları altında İstanbul’da yaşayıp gidiyor. Giderken de arkasında eklektik, gitgide genişleyen izler ve izleyici kitleleri bırakıyor.
Çok sinirli ve agresifsiniz! Motor'u tarif eder gibisiniz!
Mute Records’un elektronik ağırlıklı işlerini yayınlamak için kurduğu sub label Novamute’un en önemli isimlerinden biri olan Motor, ilk uzunçalarını nihayet yayınladı. “Klunk” ismini taşıyan albüm, pek çoklarınca electro ve techno’nun alışılagelmiş flörtlerinden çok daha vahşi ve acımasız bulunuyor. Endüstriyel otomasyondan geçirilmiş ritimlerin soğuk metal yüzeylerde gezdirilmesi ve üzerine biraz hırçınlık, sinirlilik eklenmesinden oluşan yeni Motor albümü, önceki 12” EP’lerde algılanan hissiyatı tepe noktasına taşıyor. Bir an bile dur durak bilmeden ilerleyen albümdeki zig-zag çizgiler arasında kaybolmak an meselesi.
“Bizi Türkiye’de rock’un aristokratları gibi görenler var”
Harun Tekin (vokal/gitar), Kerem Kabadayı (davul), Burak Güven (bas) ve Kerem Özyeğen’den (gitar) oluşan Mor ve Ötesi yeni albümleri “Büyük Düşler”le yollara döküldü. Şebnem Ferah’ın da ‘Küçük Sevgilim’ adlı şarkıya vokaliyle katkıda bulunduğu albümün prodüktörü Tarkan Gözübüyük. ‘Grubun en sert albümü’ diyebileceğimiz “Büyük Düşler”in Londra’daki miksini daha önce Foo Fighters ve Therapy? Gibi gruplarla çalışan Chris Sheldon yaptı. Albüm mastering için de taa Los Angeles’taki Capitol stüdyolarına uçtu...
Yumuşak kalplere her gün bir tutam Hooverphonic
Sadece yağmur, melankoli ve koyu kahve severlere özel bir şampuan bu. PH değerini kendinize göre ayarlayın, altına girip iyice yıkanın ve çıkın...
Video Killed the Radio Star
“Ben mi teknolojinin peşinden koşacağım? O benim peşinden koşsun!” Hexstatic haklı. Eye candy işini nasıl daha ileri götürsek acaba da ‘gözlerimiz’ kulaklarımıza varsa zevkten...
Aşk bitti, yapı paydos!
‘Parayla saadet olmaz’, ‘aşık olana samanlık seyran’ dese de atalar, Grandaddy bu romantizmi çoktan tüketti. Şimdi, hem grup üyeleri hem de hayranları için gerçekle yüzleşme zamanı...
Piyanosunun tek tuşuyla geleceğe meydan okuyan dadaist:Geor
Daha makineler insan teriyle çarklarını yeni yağlamaya başlamışken bu durumun saçmalığına gözlerini açan kompozitör, derdini ancak 75 yıl sonra anlatabilmeyi başarmış.
Digitaria: Brezilya’dan Electro yansımalar…
Brezilya’dan Electro çıkmaz diyenlerden misiniz? Sizi şöyle alalım…
Gökyüzünde yalnız gezen beyaz şahin
Renklerin, ritimlerin ve manzaraların duyulabilir hale geldiği bir dünyada, dalgalanan bir “müzikal zaman”da, müziğin içinde kuşatılmış bir kişilik olarak David Sylvian’la karşılaşıyoruz.
Cardigans Nina Persson’dan ibaret değildir.
Her grubun bir yüzü olmalı saplantısı, popüler kültür market makyajının ana unsuru, bilinç altında kudurdu.
Kainatın sırrı çözüldü: Art Brut
Cehalet erdem. Mi? Kadınlar komik erkeklerden hoşlanır. Mı? Mutluluğa giden yol, gamsızlıktan geçer. Mi? Do. Re. Mi?
Bütün aşıkların gücü adına!*
Sadece güzel vakit geçirmek için soğuk bir kış gününde bir araya gelmiş birkaç arkadaş birden kendisini fevkalade isterik bir hayran topluluğunun karşısında bulduğunda ne olur? Hemen havaya girilip, birkaç konser verilmez tabii ki. Gruptan bazı elemanlar ayrılabilir, albüm çıkarmak biraz uzun sürebilir. Çünkü amaç gerçekten sadece müzik yapmaksa fazla tantanaya gerek yoktur. Tapes’n Tapes gerçekten ‘doğru düzgün’ bir grup. Müziğe olan düşkünlükleri sahici, sahne performansları tatmin bekleyen bünyelere overdose yaşatacak kadar iyi. En önemlisi iki çift lafı bir ayara getirmesini de biliyorlar. Ayrıca tek bir şarkıyla ortama bodozloma dalmadıkları gibi densiz demeçler de vermiyorlar. Velhasıl, kendilerinden epey umutluyuz...
La resistance İstanbul!
Stereolab beş yıl aradan sonra ikinci kez geldiği İstanbul’da belki bir miktar değişiklik fark etmiştir, biz de onlarda fark ettik. Bütün o üflemeliler ve elektroniklerin eklenmesiyle grup, giderek sahneye daha çok yakışıyor. Dinamik, hüzünlü, garip bir şekilde sakin, kontrollü ama yerinde durmayan canlı performansıyla grup, son zamanlarda konser bombardımanı sebebiyle iyiden iyiye şımaran İstanbul seyircisini şöyle bir sarstı ve onları parmaklar ağızda öylece kalakalmış bir şekilde bırakıp gitti. Biz de hala peri kızı gibi gözüken Laetitia’yla iki arada bir derede, kısaca, söyleştik. Laf arasında ikinci gecedeki seyirciden çok daha memnun kaldıklarını, Stereolab’i başlamasına sebep olan eski aşkı Tim Gane’le arasının pek iyi olmadığını ve İstanbul’un konser vermek için harika bir yer olduğunu düşündüğünü de öğrendik. Vedalaşırken içimiz cız etti ama gerçekler hep acı değil mi?
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29