Tigerbeat6 ve dünyanın en organize ses katliamı
Tutarsız olmak ve her seferinde bunu ıskalamamayı becermek San Franciscolu Tigerbeat6’e yakıştığı kadar başka bir plak şirketine yakışmaz heralde.
Bildiğiniz gibi değil
Philadelphialı bu hip hop gürühunun benzerlerinden farkı, köklerinize anında işlemeleri ve bunu ‘koyu beyaz’ steril akranlarından farklı olarak bir tarifi uyguluyor gibi değil, kendi tariflerini kendileri yaratarak becerebilmeleri.
Uykudan önce bir bardak ılık süt ve Psapp
Oyunlara soundtrack yapılması zorunlu olsa, Psapp çoğu oyunu kapmıştı. Yakartop, bilimkurgu evcilikler ve konuşan oyuncaklar da soundtrack’leriyle Oscar kazanabilirdi...
Eko ekoooo Portecho!
Deniz bir gitar rifi bulur, Tan üzerine basları yazar, ritimleri oturturlar, altyapı ortaya çıkar, melodiler girer ve son olarak vokal eklenir. Ortaya çıkan müziğe oturan kelimelerse, kendiliğinden gelir.
Ve vinil yuvarlak ağlarda...
Sokaktan geçen tahtadan arabanın içinde semaver başlığı, ateşle çalışan ütü, 1960’lardan bir çift çizme, tuhaf kablolar, bir köşesinde demir olan trajik nesneler arasında gördüğümüz pikapla gramofonun rüyaları, her akşam daha da ürkünç olmaya başladı.
Kendisi ‘Smile’ parçasıyla in’dir, Londralı bir cin’dir..
Karşımdakine küfür etsem dahi kaba olmayacak kadar hoş bir üslubum, yüzümün üzerine Japon çizgi filmlerindeki kadar hoş oturan minik bir burnum, alalade kahverengi olsa da gayet etkileyici bakabilen gözlerim, naturel saçlarım, kalpli küpelerim, rengarenk makyaj malzemelerim, kırmızı dudaklarım, eğlenceli arkadaşlarım, ne yaparsam yapayım arkamda olan bir ailem ve ne söylersem söyleyeyim onu bir şarkıya çeviren inanılmaz bir ses tonum var. Ne kadar şirin birşeyim, in miyim, cin miyim, söyleyin ben kimim?
Atlantik’te bir balık: Slippery Dick
Yazdığı şarkı sözlerine bakıp da onu “edepsiz” olarak niteleyenler için bir açıklama: “Slippery Dick”, Atlantik Okyanusu’nda yaşayan ve Latince ismi “Halichoeres bivittatus” olan bir balık türüdür. Evet, her balık onun gibi şarkı söyleyemez.
En sert kulaklara en yumuşak kalplere
Akşamın karanlığı bastırır bastırmaz, Asmalımescit açıklarında, genellikle de uğramayı tercih etmeyeceğimiz bir kafede, sokak lambalarının altındaki masada toplandık. Eski Kod Müzik’çiler, Gece Servisi liderleri Necati Tüfenk ve Müge Turan...
İlk alternatifiniz The Editors olsun
Her yeni isyankar gruba potansiyel bomba gözüyle bakmaya alıştırıldığımız bugünlerde enerjik, genç ve yakışıklı The Editors’ı canlı kanlı izledik, böyle bir ihtimale olan inancımız pekişti.
Bardaktan boşanırcasına Metric
Electro, rock ve Kanada usulü hüznün güçlü karışımının tatlı bir kadın vokaliyle havalandığı Metric, elinizi sallasanız bir müzisyene çarpacağınız Kanada’dan çıkma en son fiyakalı grup. Aslında grup New York’ta kurulmuş ama şimdilerde eve geri dönüşün tadını çıkartıyorlar. Metric’in temelleri Toronto’da sanat okuyan Emily Haines be James Shaw’un tanışmasıyla atılmış. Sonradan Joshua Winstead ve Joules Scott Key’in katılımıyla resmi bir grup halini almışlar. Tam da o zamanlar Kanada’da Broken Social Scene’le atağa kalkan bir müzikal hareketlenmeyle birlikte gelen bir rock furyasının ortasında kalan Metric, grup üyelerinin kişisel becerilerini ortak paydada buluşturabilme yeteneğiyle bu kalabalık içinden sıyrımayı başarmış. Şu ana kadar üç albüm yayınlamış olan Metric bu ay içinde Radarlive desteğiyle İstanbul’da bir konser verecek. Gruptan Joshua Winstead’le konuştuk...
Bu da kendisi için yazılabilecek en “minimal” cümle!
Lee Van Dowski güncel elektronik dans müziğinin en iyi yorumcularından biri. Tanımlara boğulmuş tür ayrımları içindeki pek çok nokta onun müziğinin içinde mevcut. Onun müziği birçok anlamda dışarıya ve paylaşıma açık. Üretimin esas olduğu, doğaçlama ve kulak zevkine dayalı prodüksiyonlarıyla uzun süredir özellikle minimal techno sevenleri heyecanlandıran Renaud Lewandowski AKA Lee Van Dowski (LVD), IDM, elektronika ve hatta daha avantgard ses kolajları üzerine de vurgu yapıyor.
Hey Heidi! Bu plağı bana gönder!
Londra’nın önemli plak dükkanlarından olan ve yaptığı özel partilerle gece aleminin de nabzını tutan Phonica Records’un önemli şahsiyeti Heidi!
Hiç komik değil
Bazı yaralar kolay iyileşmez, bazı şakalara herkes gülmez. Sonra İsveç’ten bir kız gelir döne döne, döne döne İsveç’ten bir kız gelir.
The Separatists: İskoç Ayrılıkçılar
Glasgowlu Soma Records, techno alemini bombalamaya devam ediyor. Hem de bu sefer üç koldan!
Müziğini yap, yazıyorum.
Müzik sektörü büyüdükçe üzerine tartışılacak konuların sayısı artıyor. Bu konuları kağıda dökmekse kimi zaman atılan adımları hızlandırıyor. Çünkü yüzyıllardır olduğu gibi bugün de ?söz uçuyor yazı kalıyor?.
Sanat için soyut
“Bütün kadınlar birleşin”, “Yattı attı’ya hayır!” ve “Büyük iyidir” gibi kadın sloganlarına ilham ve destek veren, herkesin yaptığını yaparak nasıl oluyorsa farklı bir yerde durabilen biri bu… İn misin cin misin? Kelis, sen bizim her şeyimizsin!
Çok okuyan değil, çok çalan bilir
DJane’ler geç de olsa DJ’ler kadar ilgi görmeye başladı. Bazıları daha fazla göz önünde, bazılarıysa hala fazlasıyla underground. Size Berlin’in en klas ve seksi DJane’ini getirdik! Safkan DJ Cassy!
Orak-Çekiç’le Çek-Çek-Amca’nın Kanca Burnu Karşı Karşıya Kalırsa Ne Olur? Yann Tiersen’dan başka?
Konserin, bir kanser tümörüne dönüşme riski her zaman vardır. O gece, kimisi evdeki ölüye doğru kafasındaki “Amélie” markalı kanser tümörüyle yol almış; kimisi ise film müzikleriyle tanıdıklarını sandıkları, oysa ruhunu rock’a adamış, bas bas elektro gitar çalan yeni gerçekçi bir adam tanımıştı.
Günahıyla sevabıyla West End Girls
Pet Shop Boys’un 15 yıl sonra yeniden, bu sefer dişi olarak yeniden kurulduğunu hayal edin. Üstelik cinsiyetler dışında kıyafetlerine ve sahnedeki duruşlarına kadar her şey tıpatıp aynı. West End Girls görenleri epey bir şaşırtıyor...
Ses dediğin adama böyle dokunur
1982 yılında ilk kayıtlarını yayınladığı günden beri Touch, hem sonik hem de görsel anlamda yenilikçiliği inançla birleştiren samimi karakteriyle sakin, sessiz ama epey güçlü ve istikrarlı bir profil çiziyor.
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29